Yazı Detayı
30 Haziran 2021 - Çarşamba 09:33 Bu yazı 4011 kez okundu
 
Kırlangıçların Özgürlüğe Olan Çığlıkları ve Çılgınlıkları
Önder Balyemez
 
 

Bilmiyorum kuşları havada, özellikle akşam saatlerinde, onları ve uçuşlarını hiç seyrettiniz mi? Ben özgürlük tutkunu bir insan olarak hayran kalıyorum göğün enginliğinde sevinç çığlıkları eşliğinde kıvrak saltolar atıp, harikulade pikeler yaparak sadece uçan değil, uçuşu sanatsal bir şölene dönüştüren kırlangıçları hayranlıkla her izlediğimde. Onlarda çok daha iyi görüp, anlıyor ve onlarla özdeşleştiriyorum özgürlük ve mutluluğa kanat çırpıp göz kırpmayı. Yazımızın bu giriş kısmında, özgürlük kavramına şöyle bir sorsak ne anlama geliyor diye, öğreneceğiz bu kelimenin öz ve gür diye iki mefhumdan oluştuğunu. Öz nedir biliyoruz hepimiz. Gür ise malumu herkesin. İyi de öz gürlediğinde veya gürlerse şayet, özgürlük mü oluyor istenen şekilde! Her şeyin azı karar çoğu zarar demiş eskiler. Özün gürlemesi de öyle. Çok şiddetli gürlerse gök, korkutur hemen herkesi ve kendi sakinleri olan kuşlar ürkerler bile. Öz demişken dilimizde çok önemli bir yeri olan başka bir kelimemiz de özgüvendir. Nedir ki özle birlikte güven? Güven oldu ve olacak insanlığın en temel gereksinimi. Ama neye nasıl ve ne denli güvenilebileceği ve hatta bazen de güvenilmeyeceği tarih boyu toplumdan topluma, kültürden kültüre ve bireyden bireye çok farklı anlaşılmış ve hem uygulanmıştır ve dahi öylece de sürdürmekte varlığını yaşadığımız bugünkü dünyada da. Elbette sosyolojik, psikolojik, kültürel ve toplumsal yansımaları değişip ve farklılaşarak. Bu durum özellikle doğu ve batı toplum ve yaşamında hayli farklılık arz etmektedir. Ali Şeriati merhum doğuyu duygusal ve fazlaca romantik, batıyı ise rasyonel ve aşırı pragmatik olarak tanımlar ve ideal olanı da Kur’an ve İslam’ın da tavsiye ettiği orta yolda görür. Realite hep böyle belirlemiş o toplumlardaki insan yaşamını. Doğu bir yerlere ve bir şeylere sorgusuz itaatte görmüş ve bulmuş huzur ve güveni, görmezlikten gelerek nice acı ve kederi. Batı ise her şey benim tasarruf ve kontrolüm altında demiş ve görmüş kendini Tanrı yerinde ama insanlar için sebep olduğu netice pek de farklı olmamış mutsuzluk anlamında doğununkinden ne daha az ne de daha çok ve sebep olmuş belki psikolojik nice bunalımlara ve toplumsal onca yıkım ve buhranlara. Ve batı özgüven adına düştüğünde aşırı ve sonsuz bir güç peşine, en kötüsü de elde ettiğinde de bunu, sildi hayattan şefkat ve merhameti ve hem ezdi geçti acımadan altta kalan milyonlarca güçsüz ve kendince yaşamayı hak etmeyen zavallı nice milleti. Elbette ki bu durum tersinden benzer işlev ve neticeler doğuran doğu ve hatta İslami diye adlandırılan bir dünyanın hezeyanlarını asla ne meşrulaştırabilir ne de masumluğuna bir delil.

Hayır, hayır elbette ki bizim kırlangıçları unutmuş değilim, zaten onlar çıkarmadı mı bizi bu yolculuğa. Ama bir soru ya da sorun var bu konuda onların gökyüzündeki bu çılgınlıkları aşırı özgüvenden mi yoksa uçmaya olan aşk ve tutkularından mı kaynaklanıyor acaba! Bunu onca ilgi ve takibime rağmen ben de henüz çözebilmiş değilim. Elbette ki ben ikinci ihtimali daha bir tutuyor ve seviyorum. Zira bu onları çok daha sevimli ve cazip kılıyor benim gözümde. Hem onlar kimse için veya birilerine rağmen ya da inat olsun diye değil, benliklerinin ve gök semanın hakkını vermek için ve mutlu etmek niyetiyle uçuyorlar onlara bakan göz ve gönülleri. Ve elbette ki uçarken attıkları çığlıklar delili, bunun asıl kendilerini ne denli mutlu ettiğinin. Asıl can veren nokta da şu olmalı ki, onlardaki bu özgürlük aşkı ve özgüven özün öz hafifliğine dönüşüyor ve tüm kaygı, düşünce ve hesapları devre dışı bırakıyor. Keşke bunu plan ve hesapları ne biten ama ne de tutan insanoğlu da bir anlayıp başarabilse! İyi ki varlar onlar ve şenlendiriyorlar sanat sahnesi gökleri.

Ve ne mutlu ki kesişip çatışmıyor insan denen bencil, tahammülsüz ve tahripkâr insanla yol ve ilgi alanları, böylece yok olmak zorunda kalmayacak umarız nesil ve yaşamları. Ancak göçüyorlarmış diğer hemcinsleri gibi kış gelmeden sıcak diyarlara. Şayet varsa benim de bir dualık yüzüm Tanrı katında, diliyorum dönsünler her bahar vermeden fasıla geri! Ama yine de içimde hep o korku ve endişe, ya gelmezlerse geri, nice olur o vakit benim göğümün ve gönlümün hali.

Ve fakat az değildir muhtemelen diyenler, göklerin hâkimi aslında kartallardır diye. Ama onların başları ve bakışları hep aşağı odaklıdır. Kimsenin sevmediği akbabalar gibi bir leş aramasalar da, yerde zavallı bir tavşan veya bir tarla faresi avlamaktır niyetleri. Ama bizim kırlangıçlar suda balık misali sanki gökler onların hayat yerleri, öyle hızlı uçuyorlar ki, fark etmeleri imkânsız yerde olan ve biteni, umurlarında olsaydı olurlardı ötekilerin bir benzeri ve kalmazdı onlara bunca teveccühün bir sebebi. Demek ki aşk, kılıyor âşık olan varlığı değerli. Uçmak insanda bir tutku olabilir, tutku da esir alabiliyor sahibini, kendini kendinden bile azat kılan ise olabiliyor ancak, olan bir aşk sahibi. Ne aradığını ve belki ne istediğini dahi bilemeyen insanda var mı dersiniz, gökte süzülen bir kuşun mutluluğunun bir benzeri. Aramış ve belki vardır hala arayanlar bu benzersiz neşeyi.

Benim de bir kahramanım var bu konuda, adı Hamza, tüm pehlivanların unvan ismi belki bundan, Kâbe de yetim Muhammed e caka satan Ebu Cehil’in kafasına yayıyla vururken şöyle diyordu aynı zamanda: “Evet ben de inandım Muhammed’in Rabbi olan âlemlerin sahibi Allah’a. Çünkü ben, geceleri aslan avına çıktığım çöllerde başımı kaldırıp uçsuz bucaksız gökleri her temaşa ettiğimde bildim ve anladım ki, ilah olan dört duvar arasına nasıl sığar ve nasıl Allah olabilirdi ki, Rab olmaya ancak sonsuzluğun sahibi yaraşır ve yakışırdı! Ve eğer ben kulu olacaksam bu ancak O olabilirdi!” (Çağrı filminden) Ne hazin değil mi sizce de, şu modern denen insanın hali! Kendini dev aynasında gören ama o aynada kendinden gayrısını göremeyen, içine doğup yaşadığı şu âleme kör ve sağır. Belki dilinin farkında aldığından onca tadı ama bilmeden o tadı ve rengi vereni, sahi çiçekler ve kelebeklerde mi yeni renklendi ekranlar renklendiğinden beri! Evet, gerçeğe kul olmayanlar oluyorlar maalesef yalancı ve sahte sahnelerin birer figüranı. Sahi sahneler, podyumlar medya ve medyumlar ve hele şu vitrinler, cezbediyorlar ve celbediyorlar tüm başları ve bakışları. Ya sema ve gerçek yıldızlar, ne hazin ki şarkıcı Sema sahne ve ekranda daha cazip, zira aşırı ışık alıyor görme yetimizi gözümüzden ve aşırı renkli ekran ve insanlar aklımızı başımızdan. Bilmiyorum fark etme şans ya da şanssızlığı sizin de fikrinize düştü mü, eskiden hiç olmazsa rüyalarımızda uçar ve gezerdi ruhumuz nice memleket ve semalarında. Ama artık rüyalarımızda da uçamıyoruz ne göklere ne başka dünyalara zira artık uykularımız da o denli derin ve masum değil eskisi gibi çünkü esiri olduk hemen hepimiz ağırlaşan dünya ve artan çekim gücünün. Öyleyse göğümüzde iyi ki ve hem çok şükür ki hala uçmakta olan kuşlarımız var ve hiç olmazsa onlarla yaşıyor ve yaşatıyoruz ruhumuzda gizli özgürlük ve hürriyete dair umut ve hayallerimizi. Kırlangıçların da Rabbi olan Allah’a hamd ve O’na kul olma özgürlük ve bahtiyarlığı ve bir Habil dünyasına uyanmak duasıyla…

Önder Balyemez

 

 
Etiketler: Kırlangıçların, Özgürlüğe, Olan, Çığlıkları, ve, Çılgınlıkları,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
13
11
0
1
4
5
2
Beşiktaş
13
10
0
1
4
5
3
Fatih Karagümrük
10
11
1
1
3
5
4
Konyaspor
10
7
0
1
3
4
5
Fenerbahçe
10
6
0
1
3
4
6
Altay
9
10
2
0
3
5
7
Galatasaray
8
8
0
2
2
4
8
Hatayspor
7
9
1
1
2
4
9
Kayserispor
7
4
1
1
2
4
10
Yeni Malatyaspor
6
7
3
0
2
5
11
Alanyaspor
6
3
2
0
2
4
12
Göztepe
5
6
2
2
1
5
13
Gaziantep FK
5
5
2
2
1
5
14
Kasımpaşa
5
5
2
2
1
5
15
Adana Demirspor
5
5
2
2
1
5
16
Antalyaspor
4
6
3
1
1
5
17
Sivasspor
3
5
2
3
0
5
18
Çaykur Rizespor
1
3
4
1
0
5
19
Başakşehir FK
0
2
4
0
0
4
20
Giresunspor
0
0
4
0
0
4
Özlü Sözler
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.


BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Arşiv
Haber Yazılımı