Yazı Detayı
23 Haziran 2021 - Çarşamba 09:24 Bu yazı 567 kez okundu
 
İNSAN OLMAK YA DA BEŞER KALMAK!
Önder Balyemez
 
 

Kur’an’da insan denen varlıkla ilgili genelde üç tanım, kavram kullanılır. Beşer-İnsan-Âdem diye.

Beşer: Arapça’da beşare olarak deri anlamında. Derisi belirgin, görünür olmuş varlık demek.

Istilahi olarak: İnsan altı, hayvan üstü varlık manasında.

İnsan: 1- ünsiyet; yakınlık duyan, 2- nisyan; unutan, unutkan anlamlarında.

Istılahi; Beşer üstü, tekâmül etmiş, beyin, algı yetisi gelişmiş, konuşan, irade sahibi varlık.

Ancak bu aşama tam bir tekâmül değil beşer üstü fakat Âdem altı bir aşamadır.

Âdem: Üdeme: Esmerlik anlamında (belki insanın Afrika kökeninden)

Edeme: (Proto) tip, örnek

Edime: Bir şeyin dış yüzü, anlamlarında (lügatte)

Istılahi: Allah’ın muhatap alıp kendisine isimleri (eşyanın ve varlığın hakikatlerini) öğretip, yeryüzünde temsil, görev ve sorumluluğu (halife) yüklediği, sadece biyolojik, fizyolojik, mental değil sosyal ve ahlaki gelişimi olan ve devam eden insanüstü, değerler ilke, ülkü ve idealleri olan varlık.

Bu varlığın kendi içindeki tekâmülü ise kıyamete değin bireysel ve toplumsal olarak İnsan-ı Kamil’e bir yolculuk olarak devam edecektir.

Ancak şunu da mutlaka bilmemiz gerekiyor ki, tekâmül tam ters bir istikamete yani geriye doğru dönüşerek Kur’an’da Tin Suresi’nde belirtildiği şekliyle bir esfel-i safilin halini de alabilmektedir, birey ve toplum olarak.

-Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.

-Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. (evirdik) (Tin Suresi 4 ve 5. Ayetler)

Bu da beşer altı ve hatta hayvanlardan da aşağı bir varlık indirgemesidir. Zira hayvanlar fıtratlarına uygun bir yaşam sürerler ve bu yaratılış dışına çıkmazlar.

Şayet insan kendi varlık kodlarına bağlı ve uygun yaşamazsa ki bu bireysel ve toplumsal şekilde cereyan edebilir, fıtratı bozulacak ve öngörülemez bir varlığa dönüşebilecektir.

Kur’an bize bu bağlamda domuzlaşan ve maymunlaşan insan ve toplumlardan haber vermektedir.

-İçinizden cumartesi günü hakkındaki hükmü çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Bu yüzden onlara, “Aşağılık maymunlar olun!” demiştik.

-Biz bunu, hem çağdaşlarına hem de sonradan gelenlere ibret veren bir ceza, müttakiler için de bir öğüt kıldık. (Bakara Suresi 65 ve 66. Ayetler)

-De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lânetlediği ve gazap ettiği, bir kısmını maymunlara ve domuzlara çevirdiği, tâguta tapan kimselerdir. İşte bunlar, yeri daha kötü olanlar ve doğru yoldan daha fazla sapmış bulunan­lardır.” (Maide Suresi 60. Ayet)

Şu evrim meselesine bir de bu gözle baksa bilim ve insanlık daha kârlı çıkacak diye de düşünmekteyim.

Hür ve özgür olmak sınırsız ve sorumsuz olmak mıdır? İnsanı mutlu ve değerli kılan çılgınca bir yaşam şekli geliştirmek ve bunu aklını kaybetmiş bir vurdumduymazlığa çevirmek mi, yoksa aklı kontrol etmek için bize armağan edilmiş en büyük ilahi bir lütuf olan mantığı devreye sokmak mı?

Bizim toplum kendisine dokunmayan yılanlara bile, bin yıl hayat hakkı tanıma öğretilerini ve ölüm hak ama komşuya ironiğini ve bindiği dalı kesen Nasreddin Hoca hikâyelerini çok sever, anlatır ama benimsemez ve bir ders almak ise işine hiç gelmez.

Evet, konuyu bu sefer ne dini ne de felsefi bir boyutta geliştirip ve okuyucuları yahut muhataplarımı topu taca atacak bir konuma itmek yerine, tüm evlerin camlarının topun oynandığı caddeye baktığı bir realitede sizleri camlarınızın ve canlarınızın kırılganlığına dikkat kesmek niyeti içerisindeyim.

Malum yaz geldi havlar ısındı ve insanlar doğaya olan ihtiyaç ve hasretlerini ve birçoğumuz da memleket özlemini gidermek için kendi güzel, doğası güzel Şiran’ımızda başladılar tatil havasına girmeye. Ne tatile, ne havaya ne de suya girmeye hiç kimsenin bir diyeceği yok, şayet her şey doğanın rızasına uygun olursa. Ancak ve ne var ki sürüye dalan kurt misali, bir ihtiyaç ya da arzumuzu yerine getirmeyi tabiat tahribatı çılgınlığına çevirmeye devam edersek, bırakın girecek, ne içecek bir su ne soluyacak bir hava ne de ekebilecek bir toprağımız kalır.

İş hamaset olunca Vatan millet, ezan ve bayrak edebiyat ve kahramanlığında büyük bir yarış var. Lakin iş kişisel arzu ve çıkarlara dönüşünce işin şekli de değişmektedir. İşte insan olup olmamak da tam böyle durumlarda tezahür etmektedir. Sorumluluk sahibi olmak ve emanete hıyanet edip etmemek.

Şu an bizim sandığımız bu belde, daha önce nice nesillere yurt olmuş bizden sonra da o gözbebeğiniz çocuk ve torunlarınıza kalacak, şayet yaşanacak bir hali kalırsa!

Geçen Koruluk Barajı’na pikniğe gitmiştik, ne büyük bir güzellik ve ne harika bir zenginlik Şiran için. Ama hani işte yurdumdan manzaralar denir ya bizim manzara kenarlarda pek iç açıcı değil. Pet şişeler, poşetler, kırılmış cam şişeler hatta ağaç ve çalı diplerinde çocuk bezleri.

Şiran’a zaten yabancı turistler çok uğramaz, uğrasalar da böyle bir görüntü onlara pek uymaz. Bu manzara yerli turizm ve turist havasına giren bizimkilerin.

Evet, sen namaz kılan kardeşim ve sen alkol içen, ne kıldığınız namaz ne içtiğiniz içki doğayı ilgilendirmiyor o Yaratıcı ile sizin aranızda, ancak kirlettiğiniz su, toprak ve hava herkesi ilgilendiriyor, hem bizi ve sizi de. Kardeş kırdığın şişeyi, tükettiğin her ne ise çöpünü lütfen, topla ve götürüp çöpüne at. Atmazsan ne mi olur? Aslında çok şey olur ama sen hala anlamadınsa, sana birilerinin kanun adına anlatması gerekir.

Evet, sayın kanun koyucu ve uygulayıcılar. Lütfen artık anlamak istemeyenlere uygulayın şu yasaları. Doğanın kalbi, ciğer ve böbrekleri daha mı önemsiz millete özenle uyguladığınız açık havada bile maske taktırmaktan!

Şiran’da hala bir çevre ve doğayı koruma derneğinin olmaması zaten anlaşılır gibi değil. En azından resmi kurumlar yapsınlar doğada ve piknik alanlarında sıkı denetlemeler. Örneğin belediye sınırlarında belediye zabıta ekipleri, diğer yerlerde ise kaymakamlık insiyatif ve görevlendirmeleri ile yapılabilir bu denetim ve kontroller.

Elbette ki müftülük de camiler ve din görevlileri vesile ve vasıtasıyla olaya dini, ahlaki ve sosyal açıdan katkı sunabilir.

Aya gidenlere iyi yolculuklar, Mars’ta koloni kuranlara hayırlı iskânlar, Dünya’da sıkılmış olanlara ise başka bir gezegen tavsiyesiyle, gidecek başka yeri olmayanlara değil, burada bu tek cennetimizde mutlu ve istekli olanlara hayırlı gelecekler ama öncelikle sağlıklı ve güzel bu günler dilek ve temennilerimle.

“Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç (emanet) aldık.” Bir Kızılderili Sözü

“Dünya herkesin ihtiyaçlarını giderecek kadar zengindir, ama ihtiraslarını karşılayacak kadar değil.” M. Gandhi

“Nehir kenarında bile abdest alıyor olsanız, suyu israf etmeyiniz.” – Hadis (İbn Mace, Tahare 48)

-Onlara “Yeryüzünü ifsat etmeyin” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edicileriz” derler.

-İyi bilin ki, onlar ifsatçıların ta kendileridir, ama onlar bunun idrakinde bile değiller. (Bakara Suresi 11 ve 12. Ayetler)

 

 

 
Etiketler: İNSAN, OLMAK, YA, DA, BEŞER, KALMAK!,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
19
12
1
1
6
8
2
Trabzonspor
18
16
0
3
5
8
3
Beşiktaş
17
16
1
2
5
8
4
Hatayspor
16
16
2
1
5
8
5
Altay
15
15
3
0
5
8
6
Fatih Karagümrük
14
14
2
2
4
8
7
Galatasaray
14
13
2
2
4
8
8
Konyaspor
14
12
0
5
3
8
9
Alanyaspor
14
8
2
2
4
8
10
Adana Demirspor
12
14
2
3
3
8
11
Kayserispor
11
10
3
2
3
8
12
Gaziantep FK
11
10
3
2
3
8
13
Sivasspor
9
11
3
3
2
8
14
Antalyaspor
8
8
4
2
2
8
15
Başakşehir FK
6
8
6
0
2
8
16
Kasımpaşa
6
8
4
3
1
8
17
Yeni Malatyaspor
6
7
6
0
2
8
18
Göztepe
5
7
5
2
1
8
19
Giresunspor
5
3
5
2
1
8
20
Çaykur Rizespor
1
6
7
1
0
8
Özlü Sözler
İmana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki selamette kalasın.


Bediüzzaman Said Nursi
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Arşiv
Haber Yazılımı