Yazı Detayı
09 Şubat 2021 - Salı 10:25 Bu yazı 276 kez okundu
 
Gök Sema, Özgür Kuşlar, Hz Hamza ve Yıldızlar!
Önder Balyemez
 
 

Bilmiyorum kuşları havada, özellikle akşam saatlerinde, onları ve uçuşlarını hiç seyrettiniz mi? Ben özgürlük tutkunu bir insan olarak hayran kalıyorum göğün enginliğinde sevinç çığlıkları eşliğinde kıvrak saltolar atıp, harikulade pikeler yaparak sadece uçan değil, uçuşu sanatsal bir şölene dönüştüren kırlangıçları hayranlıkla her izlediğimde. Onlarda çok daha iyi görüp, anlıyor ve onlarla özdeşleştiriyorum özgürlük ve mutluluğa kanat çırpıp göz kırpmayı.

Yazımızın bu giriş kısmında, özgürlük kavramına şöyle bir sorsak ne anlama geliyor diye, öğreneceğiz bu kelimenin öz ve gür diye iki mefhumdan oluştuğunu. Öz nedir biliyoruz hepimiz. Gür ise malumu herkesin. İyi de öz gürlediğinde veya gürlerse şayet, özgürlük mü oluyor istenen şekilde! Her şeyin azı karar çoğu zarar demiş eskiler. Özün gürlemesi de öyle. Çok şiddetli gürlerse gök, korkutur hemen herkesi ve kendi sakinleri olan kuşlar ürkerler bile. Öz demişken dilimizde çok önemli bir yeri olan başka bir kelimemiz de özgüvendir. Nedir ki özle birlikte güven? Güven oldu ve olacak insanlığın en temel gereksinimi ama neye, nasıl ve ne denli güvenilebileceği ve hatta bazen de güvenilmeyeceği tarih boyu toplumdan topluma, kültürden kültüre ve bireyden bireye çok farklı anlaşılmış ve hem uygulanmıştır ve dahi öylece de sürdürmekte varlığını yaşadığımız bugünkü dünyada da. Elbette sosyolojik, psikolojik, kültürel ve toplumsal yansımaları değişip ve farklılaşarak. Bu durum özellikle Doğu ve Batı toplum ve yaşamında hayli farklılık arzetmektedir. Ali Şeriati merhum Doğu’yu duygusal ve fazlaca romantik, Batı’yı ise rasyonel ve aşırı pragmatik olarak tanımlar ve ideal olanı da Kur-an ve İslam’ın da tavsiye ettiği orta yolda görür. Realite hep böyle belirlemiş o toplumlardaki insan yaşamını. Doğu, bir yerlere ve bir şeylere sorgusuz itaatte görmüş ve bulmuş huzur ve güveni, görmezlikten gelerek nice acı ve kederi. Batı ise her şey benim tasarruf ve kontrolüm altında demiş ve görmüş kendini Tanrı yerinde ama insanlar için sebep olduğu netice pek de farklı olmamış mutsuzluk anlamında Doğu’nunkinden ne ileri, ne geri ve sebep olmuş belki psikolojik nice bunalımlara ve toplumsal onca yıkım ve buhranlara ve Batı özgüven adına düştüğünde aşırı ve sonsuz bir güç peşine, en kötüsü de elde ettiğinde de bunu, sildi hayattan şefkat ve merhameti ve hem ezdi geçti acımadan altta kalan milyonlarca güçsüz ve kendince yaşamayı hak etmeyen zavallı nice milleti. Elbetteki bu durum tersinden benzer işlev ve neticeler doğuran Doğu ve hatta İslami diye adlandırılan bir dünyanın hezeyanlarını asla ne meşrulaştırabilir ne de masumluğuna bir delil.

Hayır, hayır elbetteki bizim kırlangıçları unutmuş değilim, zaten onlar çıkarmadı mı bizi bu yolculuğa ama bir soru ya da sorun var bu konuda onların gök yüzündeki bu çılgınlıkları aşırı özgüvenden mi yoksa uçmaya olan aşk ve tutkularından mı kaynaklanıyor acaba! Bunu onca ilgi ve takibime rağmen ben de henüz çözebilmiş değilim. Elbetteki ben ikinci ihtimali daha bir tutuyor ve seviyorum. Zira bu onları çok daha sevimli ve cazip kılıyor benim gözümde. Hem onlar kimse için veya birilerine rağmen ya da inat olsun diye değil, benliklerinin ve gök semanın hakkını vermek için ve mutlu etmek niyetiyle uçuyorlar onlara bakan göz ve gönülleri ve elbetteki uçarken attıkları çığlıklar delili, bunun asıl kendilerini ne denli mutlu ettiğinin. Asıl can veren nokta da şu olmalı ki, onlardaki bu özgürlük aşkı ve özgüven, özün öz hafifliğine dönüşüyor ve tüm kaygı, düşünce ve hesapları devre dışı bırakıyor. Keşke bunu plan ve hesapları ne biten ama ne de tutan insanoğlu da bir anlayıp başarabilse! İyi ki varlar onlar ve şenlendiriyorlar sanat sahnesi gökleri.

Ve ne mutlu ki kesişip çatışmıyor insan denen bencil, tahammülsüz ve tahripkar insanla yol ve ilgi alanları, böylece yok olmak zorunda kalmayacak umarız nesil ve yaşamları. Ancak göçüyorlarmış diğer hemcinsleri gibi kış gelmeden sıcak diyarlara. Şayet varsa benim de bir dualık yüzüm Tanrı katında, diliyorum dönsünler her bahar vermeden fasıla geri! Ama yine de içimde hep o korku ve endişe, ya gelmezlerse geri, nice olur o vakit benim göğümün ve gönlümün hali.

Ve fakat az değildir muhtemelen diyenler, göklerin hakimi aslında kartallardır diye ama onların başları ve bakışları hep aşağı odaklıdır. Kimsenin sevmediği akbabalar gibi bir leş aramasalar da, yerde zavallı bir tavşan veya bir tarla faresi avlamaktır niyetleri ama bizim kırlangıçlar suda balık misali sanki gökler onların hayat yerleri, öyle hızlı uçuyorlar ki, farketmeleri imkansız yerde olan ve biteni, umurlarında olsaydı olurlardı ötekilerin bir benzeri ve kalmazdı onlara bunca teveccühün bir sebebi. Demek ki aşk kılıyor, aşık olan varlığı değerli. Uçmak insanda bir tutku olabilir, tutku da esir alabiliyor sahibini, kendini kendinden bile azat kılan ise olabiliyor ancak, olan bir aşk sahibi. Ne aradığını ve belki ne istediğini dahi bilemeyen insanda var mı dersiniz, gökte süzülen bir kuşun mutluluğunun bir benzeri. Aramış ve belki vardır hala arayanlar bu benzersiz neşeyi.

Benim de bir kahramanım var bu konuda, adı Hamza, tüm pehlivanların unvan ismi belki bundan, Kâbe’de yetim Muhammed’e caka satan Ebu Cehil’in kafasına yayıyla vururken şöyle diyordu aynı zamanda: “Evet ben de inandım Muhammed’in Rabbi olan, alemlerin sahibi Allah’a. Çünkü ben, geceleri aslan avına çıktığım çöllerde başımı kaldırıp uçsuz bucaksız gökleri her temaşa ettiğimde bildim ve anladım ki, ilah olan dört duvar arasına nasıl sığar ve nasıl Allah olabilirdi ki, Rab olmaya ancak sonsuzluğun sahibi yaraşır ve yakışırdı! Ve eğer ben kulu olacaksam bu ancak O olabilirdi!” (Çağrı filminden) Ne hazin değil mi sizce de, şu modern denen insanın hali! Kendini dev aynasında gören ama o aynada kendinden gayrısını göremeyen, içine doğup yaşadığı şu aleme kör ve sağır. Belki dilinin farkında aldığından onca tadı ama bilmeden o tadı ve rengi vereni, sahi çiçekler ve kelebeklerde mi yeni renklendi ekranlar renklendiğinden beri! Evet gerçeğe kul olmayanlar oluyorlar maalesef yalancı ve sahte sahnelerin birer figüranı. Sahi sahneler, podyumlar medya ve medyumlar ve hele şu vitrinler, cezbediyorlar ve celbediyorlar tüm başları ve bakışları. Ya sema ve gerçek yıldızlar, ne hazin ki şarkıcı Sema sahne ve ekranda daha cazip, zira aşırı ışık alıyor görme yetimizi gözümüzden ve aşırı renkli ekran ve insanlar aklımızı başımızdan. Bilmiyorum fark etme şans ya da şanssızlığı sizin de fikrinize düştü mü, eskiden hiç olmazsa rüyalarımızda uçar ve gezerdi ruhumuz nice memleket ve semalarında ama artık rüyalarımızda da uçamıyoruz ne göklere ne başka dünyalara zira artık uykularımız da o denli derin ve masum değil eskisi gibi çünkü esiri olduk hemen hepimiz ağırlaşan dünya ve artan çekim gücünün. Öyleyse göğümüzde iyi ki ve hem çok şükür ki hala uçmakta olan kuşlarımız var ve hiç olmazsa onlarla yaşıyor ve yaşatıyoruz ruhumuzda gizli özgürlük ve hürriyete dair umut ve hayallerimizi. Kırlangıçların da Rabbi olan Allah’a hamd ve O’na kul olma özgürlük ve bahtiyarlığı ve bir Habil dünyasına uyanmak duasıyla.

Önder Balyemez

 
Etiketler: Gök, Sema,, Özgür, Kuşlar,, Hz, Hamza, ve, Yıldızlar!,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
19
12
1
1
6
8
2
Trabzonspor
18
16
0
3
5
8
3
Beşiktaş
17
16
1
2
5
8
4
Hatayspor
16
16
2
1
5
8
5
Altay
15
15
3
0
5
8
6
Fatih Karagümrük
14
14
2
2
4
8
7
Galatasaray
14
13
2
2
4
8
8
Konyaspor
14
12
0
5
3
8
9
Alanyaspor
14
8
2
2
4
8
10
Adana Demirspor
12
14
2
3
3
8
11
Kayserispor
11
10
3
2
3
8
12
Gaziantep FK
11
10
3
2
3
8
13
Sivasspor
9
11
3
3
2
8
14
Antalyaspor
8
8
4
2
2
8
15
Başakşehir FK
6
8
6
0
2
8
16
Kasımpaşa
6
8
4
3
1
8
17
Yeni Malatyaspor
6
7
6
0
2
8
18
Göztepe
5
7
5
2
1
8
19
Giresunspor
5
3
5
2
1
8
20
Çaykur Rizespor
1
6
7
1
0
8
Özlü Sözler
Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.


Hz. Muhammed
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Arşiv
Haber Yazılımı