Yazı Detayı
02 Haziran 2021 - Çarşamba 10:55 Bu yazı 431 kez okundu
 
BAŞLIKSIZ BİR YAZI!
Önder Balyemez
 
 

Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de; onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan irkilip çekildiler ve onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir. (Azhap Suresi 72. Ayet)

Nedir peki emanet diye sorar mutlaka her insan kendine ve kendinden olana. Tam da böyle durum, soru ve sorunlarda aramak temayülü doğar insanda, aradığı veya belki bulmaktan da kaçındığı cevabı kendi dışında ve ötekinde. Belki böylece oluşturmuş da olacak kendi için bir kaçamak ve belki bir kabullenmeme alanı. Elbette ki ben de belirtmeyeceğim kendimce bir cevap ya da açıklama. Zira bu her insanın olmalı kendi sorusu ve bulmalı ve olmalı kendince gerçekliğinden kaçamayacağı bir cevap ve de buna bağlı bir sonucu. Örneğin ben şöyle bir soru ya da soruna değinsem şu turizm sezonunun büyük bir heyecan ve iştiyakla start verildiği bir noktada.

Yıllar önce izlediğim bir şampuan reklamı gitmez hâlâ ve bir türlü ne gözümden ne kulağım ne de aklımdan.

Hemen tüm reklam ve özendirmelerde olduğu gibi yine bir bayan, boyanıp ve her gün yıkanmaktan mutlu olduğu saçlarını, rüzgâra olmasa da havasına savurduğu saçlarına eşlik eden bir edayla: “Yıkıyorum ve çıkıyorum” diyordu gururla.

İyi ve güzel de biri de sorsa ona, yıkarken kullandığın su nereden gelip nereye gidiyor, ya o suyla akıttığın ve kirlettiğin boyalar, kimyasallar ve zehirler.

Ve daha sonrası bozulan ekolojik denge; senin keyfinden ölen balıklar, solan yosunlar ve uzayıp giden bir döngü ve söngü.

Kadim bilge, bilgi, bilinç ve hikmet yüklü bir Kızılderili sözünde denir ki: “Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan emanet (ödünç) aldık!”

Ve bir diğerinde ise, şöyle denmektedir: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık avlandığında, beyaz adam anlayacak işte o zaman; paranın yenilecek bir şey olmadığını!”

Evet, tam da burada A. Einstein’in şu sözünü zikretmek çok yerinde olacaktır: “Evrende en büyük ziyan (kayıp) sorgulama yetisini yitirmiş bir beyindir.”

Ve elbet vicdansız bir beyin de insanlığın en büyük sorunsalı olmuş ve olmaya da devam etmektedir.

İşte yine bunu da es geçmemiş mazlum Kızılderili tecrübesi ve : “Senin vicdanını senden başkası temsil edemez.” demiş.

İşte bundan için düşünmemeli insan ne olup bittiğini, bir parti havasında ve bir turist edasında yaşamalı hayatını! Ve buna göre dizayn etmeli insanlığı bir sığır veya koyun sürüsü gören vicdansız sistem ve düzenler tüm hayatı ve güttürmeli onları kravatlı çobanlarına ve öldürtmeli yeri geldiğinde smokinli silah ya da ilaç tüccarlarına.

Ölüm demişken bilmem hiç düşünme gerek ve zamanı buldunuz mu, öldürmenin gerisinde gerçekleşen ölümlere dair. Örneğin son siyonist saldırılarında öldürülen çocuk, kadın, yaşlı ve insanların acıları ekranların kararmasıyla vicdanlarda da unutulmaya terk edilecek maalesef. Şimdiye değin yaşanmış nice savaş, acı, keder ve katliamların yeni gündem ve timsah gözyaşları arasında ve bitiminde tarihin kanlı sayfalarına terk edilmesi gibi.

Evet, yeni öldürme biçimlerinde artık vicdanınız da fazla devrede değil zira ne kimseye kılıç sallıyor ne ok atıyor ne de süngü saplıyorsunuz, ne herhangi bir çığlık ne feryat ne de figan duyuyorsunuz. Evet, şimdi her şey güdümlü, atılan füzelerin çığlığını ve düştüğü yerdeki bomba sesini atanlar duymuyorlar, her şeyi yaşamak kurbanlara kalıyor.

Burada dikkat çekmek istediğim ve göz ardı edilen şey, savaşların sonrasında devam eden ölüm ve yıkımlar.

A. Einstein’dan şöyle bir söz rivayet edilir: “Arılar öldüğünde kıyameti bekleyin.” diye.

Arılar ve diğer tüm yaratılmış olan varlıklar, bu dünya onların da yurdu. Atılan her bombanın atmosfere yaydığı ısı, is, duman ve zehir nereye gidiyor ve kayboluyor mu acaba, yoksa havaya salınan her zararlı duman gibi asit yağmurları olarak geri tepemize düşmeye devam mı ediyor!?

Burada şunu hemen belirtmeliyim ki her savaş bir savaştır ve bunun doğaya ve insanlığa maliyeti yaşanılmaz bir dünya olarak fatura olacaktır.

Bu yüzden de insanlığı savaşın değil barışın gücüne ikna etmeye bir mecburiyetimiz vardır.

Martin Luther King’in dediği gibi demeli her insan: “Barışı hayal etmeye cesaretim var.”

Peki de ya kendini barışta ve tatilde gören insanın doğaya ve dolayısıyla yaşama açtığı savaşa ne demeli. Mutluyum çünkü tüketiyorum. İyi de ne zamana kadar turist kardeş? Attığın veya ürettiğin her atık doğaya bir maliyet, mesela sen Şiranlı hemşerim attığın her türlü çöp ne oluyor, geri mi dönüştürülüyor, yoksa gözden uzakta gömülüp doğanın kalbinde paslı bir hançer gibi bekleyip, metan gazı ve asit yağmurları olarak geri mi geliyor?

Ha şu bizim arılar var ya eskisi gibi bal yapamıyorlar, topraklar da gittikçe kuruyup çölleşmekte, sularımızın da kalitesi bozuldu vs. vs.

Suçlu ya da sorumlu kim, sen değilsin elbette ki ben hiç değilim. Kim öyleyse? Arılar ya da balıklar mı yoksa!?

 
Etiketler: BAŞLIKSIZ, BİR, YAZI!,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
19
12
1
1
6
8
2
Trabzonspor
18
16
0
3
5
8
3
Beşiktaş
17
16
1
2
5
8
4
Hatayspor
16
16
2
1
5
8
5
Altay
15
15
3
0
5
8
6
Fatih Karagümrük
14
14
2
2
4
8
7
Galatasaray
14
13
2
2
4
8
8
Konyaspor
14
12
0
5
3
8
9
Alanyaspor
14
8
2
2
4
8
10
Adana Demirspor
12
14
2
3
3
8
11
Kayserispor
11
10
3
2
3
8
12
Gaziantep FK
11
10
3
2
3
8
13
Sivasspor
9
11
3
3
2
8
14
Antalyaspor
8
8
4
2
2
8
15
Başakşehir FK
6
8
6
0
2
8
16
Kasımpaşa
6
8
4
3
1
8
17
Yeni Malatyaspor
6
7
6
0
2
8
18
Göztepe
5
7
5
2
1
8
19
Giresunspor
5
3
5
2
1
8
20
Çaykur Rizespor
1
6
7
1
0
8
Özlü Sözler
Seni sigaya çeken bir molla kasım gelir.


Yunus Emre
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Arşiv
Haber Yazılımı