Yazı Detayı
04 Mayıs 2021 - Salı 09:17 Bu yazı 721 kez okundu
 
AYNADAKİ SEN, YÜZÜNDEKİ BEN VE ÖZÜNDEKİ O
Önder Balyemez
 
 

Evet, kıymetli dostlar, bir önceki yazımızda Ramazan vesilesiyle, mukabele başlığında Kur’an ile hasbihal etmeye çalışmış ve hüznünü biraz dağıtmaya ve suskunluğunu bozmaya gayret etmiştik.

Bu yazımızda ise gelin lütfen hep birlikte oruca bir hal hatır sorup biraz sohbet edelim ve bakalım birbirimiz hakkında neler biliyor ve belki bunca tanışıklığa rağmen bilmiyor ve hatta yanlış bildiklerimiz de var mı diye?

Öncelikle şunu hemen belirtelim ki oruç kelimesi Kur’an'daki karşılığı savm ya da siyam olan bir deyim. Kelime kökeni Farsça veya Soğtça'dan geliyor ve gün anlamında. Röç, röçağ ve oruç olarak günü tutmak demek.

Savm (siyam) : Sakınmak, korunmak, uzak durmak, men etmek, el çekmek, terk etmek ve konuşmamak anlamlarına geliyor.

-Ey iman edenler, oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz! (Bakara 183)

-O Ramazan ayı ki insanları İrşad için, Hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve bir delil olan Kur’an onda indirildi. (Bakara 185)

Bu ve benzeri ayetler bedenen bilinen ve tutulan oruca atıfta bulunurken, Hz. Meryem ve Hz. Zekeriya da ise daha farklı bir oruç şekli vardır.

-Ye, iç gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahman (olan Allah)'a bir oruç (susmak, konuşmamak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle kelam etmeyeceğim de. (Meryem 26)

Hani hasbihal edeceğiz demiştik ya, gelin hep birlikte ve herkes öncelikle kendine bir sorsun, ibadetler neden emredilmiş ve biz ne için ibadet yapıyor veya aslında yapmıyoruz?

Kâinatın sahibi olan ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yüce Rab, bize mi ihtiyaç duyuyor? Yoksa tam tersi olarak aslında bizim mi onları yapmaya ve elde edilmesi hedeflenen sonuçlara ulaşmaya ihtiyacımız var.

Belki başka bir yazımızda beşer-insan-âdem kavramlarının niçin Kur’an'da ayrı bağlam ve anlamlarda zikredildiğine değiniriz. Şimdilik şu kadarını belirtelim ki bizim biyolojik doğamız aslında hayvanlardan çok farklı değil şayet ilk tercih her halukar ve şartta hayatta kalmak olunca.

İşte insan denen varlık bu doğasını ne kadar ıslah eder ve içe doğru olan çekim alanını dışa evirip semavi ve ulvi arzu ve endişelere evirirse o denli gelişecek ve huzur ve de mutluluğu da artacaktır. Tam da bunun için büyük işler ve katkılar sunar emir ve yasaklar.

Ancak ve ne var ki insan kulluğu da menfaat temelli değerlendirince ibadetler cennet elde etmeye dönüşmekte ama kişiyi dönüştürüp olgunlaştıramamaktadır.

Bu noktaya gelmişken nefis, ben ve benlik meselesine de değinelim ama isterseniz önce biraz ironi yapalım.

Evet, evet sen, şu kırmızı kazaklının yanında oturan, aynaya baktığında karşında kimi görüyorsun sen ve hiç sohbet ediyor musun onunla, o sen misin ya da sen o musun, yoksa bir serap misali olmadan olanı mı görüyor ve sanıyorsun?

Elbette ki o beni çok yakıştırıyorsun kendine ve yüzüne ama bazen de diyorsun ah keşke az biraz yanda ve yukarıda olsaydı diye belki de hiç olmasaydı da ihtimal dâhilinde.

İşin bir de tasavvuf tarafı var söz konusu ben ve benlik olunca. Muhtemeldir ki bir şeyin aslını bilmeyenler belki gerçeği de asla bulamayacaklardır.

Allah sonsuz ilim sahibidir ve kötüyü yaratmaz. Bizim kötü ve çirkin gördüklerimiz belki de uçmak için ihtiyaç duyduğumuz diğer (ikinci) kanadımızdır ama biraz tamire, ıslaha ihtiyaç vardır.

İşte nefsi öldürmek tabiri de, Kur’an'da yasaklanmış her tür öldürme gibidir. Allah yüce kitabında yüksek mertebeler elde etmeyi nefsi arındırarak onunla sürekli yükselmek olarak belirtmektedir. Tıpkı posasından arındırıldıkça daha bir parlayan ve kıymetlenen mücevherler gibi.

Bu alana girmişken Yunus'a bir selam vermeden olmaz ve olamaz.

-Beni bende demen, ben bende değilem

Bir ben vardır bende, benden içeru

-La şerikten okursun, yine şerik katarsın

Bire iki demeyi kimden fetva tutarsın

-Din-ü iman bünyadı doğrulukla gerçeklik

O tamam olmayıcak ne ile din çatarsın

-Kılarsın riya namaz, yazığın çok hayrın az

Dinle neye varır söz, cehennemde yatarsın

-Halka fetva verirsin, ya sen niçin tutamazsın

İlmin var, amelin yok, günahlara batarsın.

Yüzlerinizi doğu veya batıya çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik o kimsenin iyiliğidir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve esaretlerinden kurtarmak için esirler seve seve (mal) verirler. Namazı kılarlar ve zekatı da verirler. (Bakara 177)

Cennet Cennet dedikleri

Birkaç köşkle üç beş huri

İsteyene ver sen onu

Bana seni gerek seni

 

Ey oruç tut beni

Ey namaz kıl beni

Ey zekât ver beni

 
Etiketler: AYNADAKİ, SEN,, YÜZÜNDEKİ, BEN, VE, ÖZÜNDEKİ, O,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
19
12
1
1
6
8
2
Trabzonspor
18
16
0
3
5
8
3
Beşiktaş
17
16
1
2
5
8
4
Hatayspor
16
16
2
1
5
8
5
Altay
15
15
3
0
5
8
6
Fatih Karagümrük
14
14
2
2
4
8
7
Galatasaray
14
13
2
2
4
8
8
Konyaspor
14
12
0
5
3
8
9
Alanyaspor
14
8
2
2
4
8
10
Adana Demirspor
12
14
2
3
3
8
11
Kayserispor
11
10
3
2
3
8
12
Gaziantep FK
11
10
3
2
3
8
13
Sivasspor
9
11
3
3
2
8
14
Antalyaspor
8
8
4
2
2
8
15
Başakşehir FK
6
8
6
0
2
8
16
Kasımpaşa
6
8
4
3
1
8
17
Yeni Malatyaspor
6
7
6
0
2
8
18
Göztepe
5
7
5
2
1
8
19
Giresunspor
5
3
5
2
1
8
20
Çaykur Rizespor
1
6
7
1
0
8
Özlü Sözler
İmana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki selamette kalasın.


Bediüzzaman Said Nursi
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Arşiv
Haber Yazılımı