Yazı Detayı
15 Haziran 2021 - Salı 13:26 Bu yazı 594 kez okundu
 
Anadolu’nun Kaderi Ve Sanatın Bizdeki Değeri!
Önder Balyemez
 
 

Bu seferki yazımız bize dair olsun ve bize de biraz dokunsun istedim. Biz dendiğinde her ne kadar bu tanımlama biraz da olsa siz çağrışımı da yapıyor olsa da, aslında ve gerçekte bir Kader birliğini temsil eder. Evet, Anadolu dendiğinde akla binlerce yıllar nice kavimler ve kültürlere yurt olmuş ve hayat sunmuş bir yer gelir. Anadolu’daki kökleri çok daha eskilere gitse de, herkesçe malum olan ve kabul gören tariflemeye göre son bin yıldır da biz Türkler ve diğer kardeş kavimlerle yaşamaktayız bu coğrafyada. Elbet bu toprakları bizlere yurt kılanlar bir ruh mayalamışlar buranın toprağına ve suyuna ve bu dostluk ve kardeşlik olmuş tüm tezahürlerde. Her ne kadar iktidarlar vergi ve asker toplama dışında çok dönüp bakmamış olsalar da buralara, bunu asla sorun etmemişiz komşu komşunun külüne muhtaç olmuş olsa da.

Bu bağlamda beni asıl müteessir eden şey, bizlerin ve ürettiklerimizin neden bir türlü kendimiz için değerli görülmemesidir.

Mesela sizler Şiran’da yaşayan bacı ve kardeşler, ne kadar farkındasınız buraların değer, kıymet, güzellik ve varlığımıza sunduğu gelecek için. Ben örneğin Şiran’ı bir İsviçre kasabasından asla daha önemsiz ve değersiz bulmam ve bu değeri vermeyen ve bunu benimsemeyenlere gücenirim.

İnsanımızın değeri de aynı. Geçen yıl bir film izletisi için öğrencileri belediye kültür salonuna götürdüğümüzde, ben orada girişte yerlerde toz toprak içinde bir kök sanatı sergisi gördüğümde içim burkulmuştu. Sanata ve sanatçıya reva görülen değer böyle mi olmalıydı. Şayet bu eserler metropollerde birilerinin elinde olsaydı cam korumalar içinde sergilenirdi. O sanatçı kişiyi bu vesileyle kutluyor ve aynı zamanda Şiranlılar olarak bizi bağışlamasını da rica ediyorum. Kurumsal olarak kimseyi itham etmiyorum. Sanata sahip çıkmak herkes için bir görev olmalıdır.

Sanat demişken, sessiz ve kimsesiz sanatçı ve aynı zamanda emekçi kardeşlerime bir vesile daha belirterek minnet ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Takip edenlerce malum, Şiran Halk Eğitim Merkezi geçen hafta bir sergi düzenledi. Aman Allah’ım ne şaheserler üretilip sergilenmiş. Emeği geçen herkesin eline gönlüne sağlık. Ama gel gör ki birincisi, kaç Şiranlı bu sergiye ilgi gösterip gezdi. İkincisi bu eserler Şiran’ı aşıp ulusal ölçekte temsil etme potansiyeli taşırlarken, neden bu mümkün olamamaktadır. İnanın sergide öyle eserler var ki müzayedelerde maddi değeri binlerden başlar. Burada iki yüz, üç yüz liralık bile sanatsal bir karşılıkları yok. Çok üzücü değil mi sizce de.

Ah Anadolu Ah, Vah Anadolu’m Vah!

Konuyu sürdürüp ama havayı biraz yumuşatalım, geçmişten birkaç (örnekle) yüksek sanat ve sanatçılardan bahsederek.

-Bir gün Âşık Veysel bir arkadaşıyla Erzincan taraflarına bir gezi seyahatine çıkmış. Anlaşılan mevsim ilkbahar ve açmış tabiat ananın gülü, sümbülü, çiğdem ve çiçeği.

Veysel’in arkadaşı bu manzara karşısında kendinden geçmiş olacak ki; bak hele Veysel şu güllere bak, bak bak şu güzelliğe bak, bak Veysel görüyor musun şu renk cümbüşünü, bu böyle biraz devam edince, o bilge kişi, baş gözü görmeyen ama gönül gözü daha bir keskinleşmiş olan Veysel diyor yine diyeceğini ve gösteriyor hikmetini: “Görüyorum, görüyorum, o kadar da kör değilim.” diye. Evet, bakan körlüğe gönülden bir gül dokunuşu.

Yunus da sordum sarı çiçeğe derken, çocuklara bir masal yahut bir ninni mi terennüm ediyordu, yoksa varlığın hakikatine kör ve sağır kesilmişlere bir ders mi veriyordu? Ya Taptuk, ormana oduna giden Yunus’un baltasının ağzını sarıp kapatırken şöyle diyordu: “Her ne kadar sen kuruları kesecek olsan da, yaşayan yaşlar belki ürkerler. Yahut korkarlar, biz ürküten ve korkutan olmayalım Yunus’um.”

Her işin başında Bismillah demek ne demek ola ki; şayet varlık ve birliğe rıza ve izin kapısı aralamıyorsa?

Evet, anlıyoruz değil mi Anadolu’yu bize hangi ruh yurt kılmış. Toprak aldığı bu ruhu bitirip yetiştirdikleriyle üzerinde yaşayanlara rıza ile sunmuş ve işte bu ruh bize sinmiş.

Günümüzde asıl soru ve sorun bunun yaşatılması ya da bu ruhun ölüme terk edilip edilmemesidir.

Ölmüşlere Fatiha okuma geleneğini bilmem ama Anadolu’daki ozan geleneği yaşanıp yaşatılır ise çiçekler açmaya, ekinler yeşermeye devam edecektir biiznillah.

Bu geleneğin son temsilcilerinden Neşet ustayı anarak son verelim dilerseniz bu duygusal yazımıza.

 

Gönül Dağı

Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçenin gülü derilmez

Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez

Gönülden gönüle gider, yar oy (5x)

Yol gizli gizli

Yol gizli gizli

 

Not: Dinleyenler ve dinlemek isteyenlere bir de Senem Akdemir yorumuyla dinlemelerini de tavsiye ederim.

Önder Balyemez

 

 
Etiketler: Anadolu’nun, Kaderi, Ve, Sanatın, Bizdeki, Değeri!,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
13
11
0
1
4
5
2
Beşiktaş
13
10
0
1
4
5
3
Fatih Karagümrük
10
11
1
1
3
5
4
Konyaspor
10
7
0
1
3
4
5
Fenerbahçe
10
6
0
1
3
4
6
Altay
9
10
2
0
3
5
7
Galatasaray
8
8
0
2
2
4
8
Hatayspor
7
9
1
1
2
4
9
Kayserispor
7
4
1
1
2
4
10
Yeni Malatyaspor
6
7
3
0
2
5
11
Alanyaspor
6
3
2
0
2
4
12
Göztepe
5
6
2
2
1
5
13
Gaziantep FK
5
5
2
2
1
5
14
Kasımpaşa
5
5
2
2
1
5
15
Adana Demirspor
5
5
2
2
1
5
16
Antalyaspor
4
6
3
1
1
5
17
Sivasspor
3
5
2
3
0
5
18
Çaykur Rizespor
1
3
4
1
0
5
19
Başakşehir FK
0
2
4
0
0
4
20
Giresunspor
0
0
4
0
0
4
Özlü Sözler
İki düşman arasında öyle konuş ki, barıştıklarında utanmayasın.


0
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


dsc_5384_312c483e5b4b5a569a07.JPG
Arşiv
Haber Yazılımı