Yazı Detayı
19 Ocak 2021 - Salı 13:42 Bu yazı 173 kez okundu
 
PARLATILAN HAYALLER VE KANATILAN GERÇEKLER!
Önder Balyemez
 
 

Nurullah Genç, bir şiirinin dizelerinde “Kaybolmayan hayalin bitmeyen ızdırabı...” diye tanımlamaya çalışır, belki de tanımı pek de mümkün olmayan bazı durumları.

Evet, hayaller çoğunlukla hoşuna gider insanın, zira bir umut ışığı bekler bir pencereden veya bir dost sesi, çalınmayan bir kapıdan. Ama kimi hayaller de acı verir insana, zira hayal aslında gerçekte olmayandır ama bu gerçek olması imkânsıza dönüşürse, kişinin iç âleminde işte o zaman döner tarifi imkânsız bir elem ve kedere. Fakat biz bu realitenin farkında olarak belki de daha kötü bir senaryodan dem vurmak istiyoruz. Asıl acı veren hayallerin gerçek olmaması mı, yoksa gerçeklerin veya gerçek olması gerekenlerin artık hayal telakki edilir olmaları mıdır?

Örneğin günümüzde gücün belirleyiciliği, güçlünün haklı görülmesi ve gösterilmesi dolayısıyla güç kullanımı yani savaşlar, çoğunluklar tarafından bir gerçeklik olarak görülürken; barış ve insanlığın kardeşliği görülmekte bir hayal ve hatta bir ütopya. Lakin sormak gerekmiyor mu, nasıl olur ve addedilir kötülük bir gerçek ama sanılır iyilik ve güzellik gereksiz ve anlamsız bir çaba! Vurulan hem sürülen ama yine de sürdürülen nice hayal olur insanlığa belki bir gerçek, gerçeğin artık beklenilmekten dahi ümit kesildiği ve bir Âdem ve Havva buluşmasının gerçek olduğu ılık bir arife günü. Arife habercisidir bayramın, bayramlar ise buluşmasıdır gönülleri arınmış dost ve ahbapların. Bir de gerçekler için acı derler, olur mu ama şifanın acısı, dile acı gelse de ruhun ve bedenin devasıdır. Zira bu Hakk’ın hikmetli lokmasıdır. Ağızlarımıza çalınan bir parmaklık tatlı hayaller ise acının bitmeyen zehirli birer cefasıdır. Kan bir hayat gerçeğidir, hayata can veren bir kırmızı güneş renginde şayet akarsa damarda, taşır hayatın kalbine tatlı bir can ve olur nice cana sıcak bir canan. Fakat akıntılınca kan damardan dışarı, akar başka can taşıyan kanlarda bedenlerden dışarı. O zaman solar gül yüzler, ağlar ve gözyaşı döker nice ahu gözler. Kırılır dallar ve gönüller, yıkılır evler, söner ocaklar ve feryat eder; renkleri, elleri, dilleri farklı da olsa binlerce ana yürekler. Anaların yanışı yakıcıdır da aynı zamanda, zira ateş yanar ama yakar da yanarken etrafında ne varsa; anaların feryatları da öyle, yürekleri de. Annelerin dilleri de ortaktır aynen gönülleri gibi, Bir’den gelir çünkü tüm hisleri. Onlar sessizliğin sesi olurlar; bitince dillerinde ağıtlar, kor olunca yüreklerinde yanan dertler ama en tehlikeli ses, sessizliğin sesidir diye derler. Patlamaya hazır bir volkanın patladığında tüm sesleri kesen sessiz bekleyişi gibi. Bazı çığlıklarda duyulmaz, zira kalp sağır olmuşsa, her sesi duymaz olur kulaklar. Lakin olmazsa sessizliğin sesi sesimiz, kalır istemesek de insanlık olarak kursağımızda nice tatlı heveslerimiz.

Kan demiştik ya, bazen insan içinden de kanar, taşır kalbinde onulmaz dertleri ve kapanmaz yaraları. Yalan ve yanlışlar yaralamaz sadece insanı, asıl ölümcül yaralar açılır hayatın bağrında, kapanırsa vicdanların kapıları. Vicdanlar yalan ve yabancıların gelip kapılarında durdukları son duraklardır. Zira oradan öteye geçit yoktur artık Hak ve gerçek olmayanlara. Evet, vicdanlar hakikat aynalarıdır, yansıtırlar yüzüne, karşısına dikilmiş olanı ve her yalanı. Heyhat ki şimdiki aynalar da göstermiyorlar artık, karşılarında duran alaca yalanları. Ne yazık ki hakikat yurdu vicdanlarda taşıyorlar artık, gerçeği yansıtmaya engel katrani karanlıkları. Mümin müminin aynasıdır demişti kutlu elçi fakat müfsit (ifsat ) olmuş müminlerde gösteremiyor nedense kendilerine bakan gözlerdeki riyakâr niyetleri. Güneşin yokluğu karanlıktır, çokluğu da olur bazen göze serap, bize hangi ışık eder acaba hakikat yolunda refakat? Kur- an diyordu eskiden, derinden gelen bazı kısık sesler, fakat Kur-an sadece bir kitaptı nasıl olurdu bize karanlık dünyamızı aydınlatan bir rehber? Evet, asıl sorun da burada değil mi zaten?

“ Kitabı okumak ve yaşamak yerine bir yük görür ve sırtında taşırsa insan, kalmaz kitap yüklü bir merkepten başka alameti farikası. Cuma suresi 5. Ayettir bunun âleme ilanı şahikası.

“ Kendilerine Tevrat ( Kitap) yüklenip de onun hakkını vermeyenlerin ( hayat düsturu yapmayanların) durumu, yükü kitaplar olan bir merkebin misalidir.” (Cuma Suresi 5. Ayet)

Aslında istiklal şairi olması yanında belki ve daha fazla da bir öncü ve mütefekkir olan merhum Mehmet Akif de bu konuda şöyle der:

“Ya açar bakarız nazmı celilin yaprağına

Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına,

 İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

 Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!”

Çağımız nadide şahsiyet ve devlet adamı, bilge kral ünvanlı merhum Aliya İzzetbegoviç ise konumuzun gerçekliğine şu sözüyle ışık tutar: “Eğer bir din hurafeleri yok edemezse, bu durumda hurafeler o dini esir alır.”

Hayatın bu acı gerçeği bizim de mi kaderimiz olmuş dersiniz? Maalesef hayır demek oldukça güç. Öyleyse yazımızı tekrar başlığımıza atıfla bitirelim ve çağıralım tüm insanlığı; onları oyalayan tatlı hayallerden, acı da olsa hayatı yaşatan ve yeşerten hakikatin gerçekliğine.

Önder Balyemez

 
Etiketler: PARLATILAN, HAYALLER, VE, KANATILAN, GERÇEKLER!,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
54
0
5
3
17
25
2
Beşiktaş
51
0
5
3
16
24
3
Fenerbahçe
51
0
6
3
16
25
4
Trabzonspor
48
0
5
6
14
25
5
Hatayspor
42
0
7
6
12
25
6
Alanyaspor
42
0
7
6
12
25
7
Gaziantep FK
39
0
6
9
10
25
8
Fatih Karagümrük
37
0
8
7
10
25
9
Antalyaspor
33
0
6
12
7
25
10
Göztepe
32
0
9
8
8
25
11
Sivasspor
31
0
7
10
7
24
12
Konyaspor
30
0
10
6
8
24
13
Yeni Malatyaspor
30
0
9
9
7
25
14
Kasımpaşa
29
0
12
5
8
25
15
Çaykur Rizespor
27
0
10
9
6
25
16
BB Erzurumspor
25
0
12
7
6
25
17
Kayserispor
25
0
12
7
6
25
18
Başakşehir FK
24
0
13
6
6
25
19
Denizlispor
21
0
14
6
5
25
20
MKE Ankaragücü
20
0
14
5
5
24
21
Gençlerbirliği
20
0
14
5
5
24
Özlü Sözler
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..


Mevlana
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Arşiv
Haber Yazılımı