Yazı Detayı
23 Şubat 2021 - Salı 09:17 Bu yazı 81 kez okundu
 
KÜRESEL DİN, HAYATTAN DIŞLANAN TANRI VE ESİR ALINAN RUHLAR
Önder Balyemez
 
 

Neoliberalizm kendi cennetini mi yarattı, kendini dinin merkezi kıldığı, Samiri’nin buzağısının büyüleyen sesinin ifsat etmedik bir kulak dahi bırakmadığı, efsunlanmış şu dünyada. Ama Samiri lanetlenip kovulmamış mıydı ve onun kutsal altın buzağısı da ateşe atılıp külleri savrulmamış mıydı havaya, tavizsiz elçi Musa eliyle? Evet, öyle olmuştu fakat Musa'nın Firavun ülkesinden bedenlerini kurtardığı kavminin ruhları ifsat olmuştu, inek ve öküzlerin kutsal ilahlar olduğu Mısır beldesinde. Bu yüzden duyulmuyor mu hala New York’taki borsanın buzağısının böğürtüsü dünyanın her bir köşesinden. Zira Samiri’nin böğürttüğü buzağının para olan ilahının cazibesi hep daha baş tacı edildi, şirke meyilli gönüllerde. Bunun için taşıdılar, mani dininin sancağını Mısır’dan Antakya'ya, oradan Rodos'a Malta'ya ve Londra'ya, oradan da dünya imparatorluğunun başkenti yaptıkları New York’a. Şu dava sadakatine bir bakın, en yayılmacı Romanlar bile İspanya’dan öteye geçemediler. Lakin Samiri’nin torunlarına okyanuslar dahi engel olamadı. Hâlbuki yok saymadıkları ama hayatlarında görmek de istemedikleri Musa ve Harun'un Rabbi onları hep uyarmıştı, buz dağına çarpan Titanic’in sahibinin pervasızlığına anındaki cezası gibi.

Evet, bu tarihi kısa ön girişten sonra, başlığımıza ve konumuza geri döndüğümüzde; demeliyiz ki, bu cazibesine gönlünü kaptırmayanın nerdeyse hiç kalmadığı yeni din, insanlığı neye ve nereye çağırıyor? Hangi Tanrı'ya nasıl ve niçin kul olmalıydık? Hayattaki bu yeni din yeni bir Tanrı'dan veya umursamadığı ama yok da saymadığı eskimiş Tanrı'dan da hiç bahsetmiyor. Yani bu din yaratma iddiasında değil, yaratılmış ve var edilmiş bir dünyada ve ben yarattım diyen bir Tanrı'nın mülkünde hükmetmeye yelteniyor. Tanrı'nın kulları gönüllerince ve doya doya yaşamalılar! Bunu da eski öngörüler mümkün kılmaz öyle değil mi?

Evet, insanlık için yeni bir evreden söz ediyoruz. Postmodern, neoliberal, nihilist bir dünya ve hayat ve de bu hayata kurgulanmış modern bir insan ve toplum. Aynen anladığınız gibi eski Tanrı yarattığı bu dünyadan artık miadını doldurmuş addedilip kovulmuş oluyor. Zira hâkim hayat, kimin dinine göre işliyor sizce de. Din ne mi diye soruyorsunuz? Din bir hayat biçimidir, neye göre yaşarsanız o dindensinizdir. Bu varlığı ve hayatı yarattığını ve yönettiğini varsaydığımız Tanrı, hayatın nasıl olması ve yaşanması gerektiğini de beyan eylemiştir. Bu Hak ve batıl ayrımı yapmadan tüm kadim inanışlarda böyledir. Örneğin cennet ve cehennem tasavvurları bu öngörülen yaşantı biçiminin neticelerine göre kurgulanmıştır. Fakat modern denen bu hayat tarzı tamamen ve pervasızca alt üst etti tüm kadim inanış ve yaşayışları.

Farklılıklar dahi zenginlik sayılır ve sevilirdi gökkuşağının renkleri gibi. Modern insan için ise farklılıklar ayıp sayılır, utanılır oldu,  olunması öngörülenden (dayatılandan) başka ne varsa. İyi de kime ve neye göre ve de niçin böyle bir tercih yaptı ki insanlık? Yoksa tercih değil de bir dayatma mı var insanlığa? Tanrısı ve elinde gözüken bir sopası da olmayan ama karşı da konulamayan bir güç tarafından. Söz konusu karşı konulmazlık olunca, bu insanüstü olarak kabul edilirdi hep. Ancak burada öyle bir durum yok peki o zaman milyarlarca insan bu kadar hızla ve hazla bu yeni yaşam biçimine, yeni dine nasıl evirildi veya çevrildi? Kim ikna etti insanlığı bu baş döndürücü dönme dolaba?

Lütfen mazur görün, ben kimseye eski dininden döndü falan da demiyorum, zira ne mevcut dinler ne de onların Tanrıları yok olmuş değiller, hepsi nereye konduysalar oradalar. Sadece ve belki üzerlerine lazım olmayan işlere karıştırılmıyorlar artık, müminleri tarafından! Ama bu müminler eskileri gibi değiller, her şeyleri çok tuhaf. Bu yeni kullar kimin ve neyin mümini? Evet, eskilerle hiçbir sorunu olmayan, zira onları ölü sayan yeni bir din var ortada. Dünya ve maddenin belirleyici ve etkileyici olduğu bir yaşam biçimi.

Ruh, mana, ahiret, cennet, cehennem, ahlak ve bunları var eden Tanrı’nın yok sayıldığı, mutluluğun ahirette değil, dünyada aranır olduğu, değer değil haz merkezli, ta İblis ’in Âdem’in kulağına fısıldadığı bir yaşam şekli. Nietzsche’nin Tanrısal tüm değerleri yok olmaya mahkûm kıldığı nihilist yani her şey bir hiç felsefesi.

Yeni dinin gücüne hayret etmiyor da değilim doğrusu. Zira bu öyle değiştirip dönüştüren bir güç ki sadece din olgusunu değil, hayata dair güya daha gerçekçi iddiaları olan tüm ideolojileri de yerle yeksan eyledi. Örneğin halkların kardeşliği, mülkiyetin ortaklığı, herkesin eşit yaşam şartlarına ve imkânlarına sahip olması gibi, en azından insanlık adına talepleri olan sosyalizm. Birkaç Donkişot’tan başka var mı ağzına alabilen.

Milliyetçilik bir direnişti sözde gayri milli olana ancak yeni din hiç kimseye bir yabancılık htirmiyor, yeter ki yaşam biçimin küresel dinden olsun. Elinde ve dilinde salladıklarının hâkim efendiler için ne bir önemi ne de bir sakıncası var. Hele şu dinci denen kesime ne demeli, en iyisi onları üşüştükleri dünya pazarında hiç rahatsız etmemek. Raflarında Kur-an, ellerinde tespih, dillerinde zikir ama kalplerinde ve gönüllerinde dünya, akıllarında insanlığın ortak ilahı mani! O zaman Muhyiddin-i Arabi’ye atfedilen: “Sizin taptığınız benim ayaklarımın altındadır.” sözü varsın olsun idamına kutlu bir ferman!

Ancak dünya refah ve mutluluğun kapılarını açmıyor hemen ve herkese, kadim din ve kültürlerde olduğu gibi. Önce siz açmalısınız kendinizi ve mahreminizi açıl susam açıl olan el âleme. Mani dininin mabetlerine girilmiyor artık, kadim dinlerinkiler gibi dillerle bir şeyler mırıldanarak. Yeni dinde diller değil ellerle, dualar değil şifrelerle, kitaplarla değil kartlarla kabul görüyorsunuz. Girişteki ATM besmeleyle değil şifreyle açıyor AVM ’nin mistik kapılarını sizlere. Eskiden kapitalizm denirdi bu sistemin adına ve onurluydu insanlık! Akmazdı ağızlarından sular ve hatta tiksinirlerdi de sistemin kokuşmuş çöplüğünden. Para ve ona sahip olanlar bilinir ve tanınırdı, zira onlar bir azınlıktı ve yaşadıkları yerlerde bizden uzaktı. Ne elem verici ki bu yeni sistem kapitalizmi dahi aratır oldu insanlığa, mani dininin ifsadı kalmadı ne kentte ne sahilde ne de plajda. Derdik şehirler onların olsun, bize yeter köyler ve küçük yerler diye, heyhat köyler de değişti artık, köylü de oldu marketteki kuyrukta baştakinden farksız.

Nietzsche ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ diyor ve devam ediyordu, Tanrı öldü mü diye. Evet, Tanrı’yı kendi dünyalarında insanlar yaratmışsa, elbette öldürebilirlerdi de! Ama insanı ve tüm varlığı da yaratan bir yaratıcı varsa şayet, yok saymakla olmadı zaten hiç bir şey de yok. Çünkü Tanrı inkâr edilerek yok edilemez, amma velakin umursanmayan bir Tanrı ve işte o zaman olur ve oluyor ve de olacak, insanlık adına bir yokluk.

Sahi Tanrı nerede acaba, Hıristiyan inanışı mı haklı çıktı yoksa Nihilist yani her şey bir hiçliktir diyen Nietzsche mi? Tanrı dünyayı insana terk edip göklere mi çekildi veya Nietzsche’nin sandığı gibi dünyaya zaten hiç uğramadı mı? Bana hayata dair bir hükümranlığı olmayan bir Tanrı’ya inanmak pek mantıklı gelmiyor. Öyleyse şu herkesin kendi Tanrısını yarattığı ve yok da sayabildiği ve aslında kendini Tanrılaştırdığı bu cinnet halinden var mı bir kurtuluş ve bu mümkün mü? Mümkünse bu nasıl olacak? Her şeyi ve hele en kötüsü insanın kendini ve varlık sebeplerini acımasızca tükettiği bu haz ve hız yarışı bizi nereye götürüyor? Soru sormadan cevap aranmaz. Korkma akıbetini sorgula ki belki kendine ve insanlığa bir çıkış bulabilesin!

İnsanlık hiçbir evresinde, tükettiği için kendini değerli görmemiştir. Belki sahip olmak ve sahip olduklarını göstermek bir tutku olabilir ama üretmek her zaman daha değerli görülmüştür. Maddi veya manevi, kendi veya öteki için üretmek faydalı olmak bir mutluluk vesilesi de olmuştur. Lakin tüketmek sadece sahip olduklarını değil, tüketmek için sahip olmak iştiyakı, bu psikolojik bir bozukluk, en azından bir saplantı izleri taşıyor. Bu efendisine yaranmaya çalışan, hatta kâhyasının gözüne girmek isteyen zavallı bir köle ruhudur ama tarihte gönüllü kölelik pek görülmemiştir. Köleler genelde hep özgürlük hayal ve planları kurmuşlardır. Ancak günümüz gönüllü bir köleliğe hem de küresel çapta şahitlik ediyor. Alarak, aldığını hızla tüketip hep dahasını, hep başkasına odaklanmak ve hedeflenmek. Kendi olmaktan utananlar vardı belki ama kendi olanlar daha çoktu. Şimdi değerli olmak için istenen olmalısınız, öngörülen. Kendiniz olmamak için kendinizi tüketmelisiniz. Ömrünüzü, geleceğinizi, hatta çocuklarınızın geleceğini ve insanlığın. Brezilya dizisi köle Isaura ve başlarında atlı ve kırbaçlı acımasız bir baron, çok dramatikti. Şimdi özgürüz, gönüllüyüz ve kâhyalarımız kırbaçsız. Lakin köle Isaura akşam yorulmuş bedenini yere (toprağa) atıp en azından sabaha değin dinleniyordu. Ya şimdiki zavallı köleler, onların ruhları esir alındığından derin bir uykuya dahi hasretler, hem beyinleri ve hem de bedenleri. Zira tutturmak zor, onca haplarla uyku ve hesapları!

Önder BALYEMEZ

 
Etiketler: KÜRESEL, DİN,, HAYATTAN, DIŞLANAN, TANRI, VE, ESİR, ALINAN, RUHLAR,
Yorumlar
Basın İlan Kurumu
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
54
0
5
3
17
25
2
Beşiktaş
51
0
5
3
16
24
3
Fenerbahçe
51
0
6
3
16
25
4
Trabzonspor
48
0
5
6
14
25
5
Hatayspor
42
0
7
6
12
25
6
Alanyaspor
42
0
7
6
12
25
7
Gaziantep FK
39
0
6
9
10
25
8
Fatih Karagümrük
37
0
8
7
10
25
9
Antalyaspor
33
0
6
12
7
25
10
Göztepe
32
0
9
8
8
25
11
Sivasspor
31
0
7
10
7
24
12
Konyaspor
30
0
10
6
8
24
13
Yeni Malatyaspor
30
0
9
9
7
25
14
Kasımpaşa
29
0
12
5
8
25
15
Çaykur Rizespor
27
0
10
9
6
25
16
BB Erzurumspor
25
0
12
7
6
25
17
Kayserispor
25
0
12
7
6
25
18
Başakşehir FK
24
0
13
6
6
25
19
Denizlispor
21
0
14
6
5
25
20
MKE Ankaragücü
20
0
14
5
5
24
21
Gençlerbirliği
20
0
14
5
5
24
Özlü Sözler
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..


Mevlana
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Arşiv
Haber Yazılımı